CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

6 Temmuz 2009 Pazartesi

sabah acil, akşam yemek




cuma sabahı bir gün öncesinden hafif sancıları gelen bahar teyzemizi acile götürdük. nst ve kontrollerden sonra eve yollandık doğum başlamadı diye ve ogünü beraber geçirdik akşama kadar. akşamda haydar,ali,bahar,eylüş ve ben yemeğe çıktık.uzun zmandır yoğun illerden ve koşturmacadan beraber bişeyler yapamıyorduk , hepimiz için iyi oldu.

işte teyzemiz hafif sancılı iken :))


ve teyzemiz sancı çekerken diyabbasıyla oyun oynayan ,kitap okuyyuran eylüş. eylüş dileğe bayılıyor e haksızda değil çünkü dilek onunla çok ilgileniyor, ingilizce öğretiyor,kutu kutu pense oynuyor:))

2 Temmuz 2009 Perşembe

ankara da neler yaptık


ankaraya geldiğimizden beri neler yaptık ayzısı bu ve birde eylüşün doktor kontrolü ile ilgili bişeylerin yazısı, başlık bulamadığım bir yazı yani:))



ankaraya geldiğimizin ertesi günü çok yoğun olsada doktorumuz sami beye gidip biraz bekleyerekte olsa muayene olabildik(bekledik çünkü randevumuz yoltu ve bizi aradan aldılar) kendi doktorumuzdan başkasının söyledikleri önemli olsada, sami beye görünmeden kızıma iğne yaptırmak ve ilaç vermek istemedim açıkcası. sami bey muayene sonrası bronşit olmadığını,akciğerlerinin temiz olduğunu sadece solunum yolu enf olduğunu söyledi ve inanılmaz içim rahatladı. idrar da verip idrar tahlillerimizede baktı ve bugün çıkan sonuçlarımızda temizdi. solunum yolu enf için bi kaç ilaç kullanıyoruz. keyfimiz yerinde, yemek yiyoruz,huysuzluk etmiyoruz, anneden ayrılıp kendi başımıza oyun oynuyoruz, ananede kalıyoruz(anne dişçiye gidebiliyor) yani iskenderunda yaşadığımız hava değişimi idi muhtemelen çünkü geçen sene fethiyede de benzerini yaşamıştık ama o zman diş te çıkarıyordu...




eylüşü gören herkez bi kaç günün bile onu çok değiştirdiğini,çok dillendiğini söylüyor. zaten sayı sayabilen kızım 10 kadar sayabiliyor hemde ben tekrar etmeden kendi başına:) çok güzel cümlelerle kendini ifade edip,istediklerini anlatıyor, bebeklerine benim ona davrandığım gibi davranıyor, cemile kitaplarını biliyor ve hangisini okumamı istiyorsa onu getirip ismini söylüyor. istediğ kıyafeti gösterip onu giydirmemi istiyor,ki kıyafetlerini kendisi çıkarıp, giyebiliyor...

bebet bak uçat



ve iskenderundan adanaya geldik bir saatlik öustafanın hızla kullandığı araba yolculuğu sonrası. ben asla yapmayacağım bişeyi yapıp eylüşün kimliğini yanıma almayı unuttuğumdan alanda sorun yaşama ihtimallerini düşünerek ve bunun için aliyi arayıp alandakilerle görüştürerek önlem almaya çalışsamda genede uçamayabilridik eylüşle. yarı thy çalışanı olarak bunu bile bile alana geldim ve anonsla karşılandım, eşim alanı aradığı için yetkililer beni devamlı anons ettiriyorlamış ve ben bu anonsa yetiştim ve yanlarına gittim. hemen bavullarımı alıp, check-inimi yaptırdılar ve dinlenmemi daha uçağa vakit olduğunu bir sorun olamdan uçacağımı söylediler ve ben o zman rahatladım. bu sırada kızım bebeğine uçakları gösterip " bebet bak uçat" diye dolanıyordu ortalarda sanki bi kaç saat önce gözlerini açamayacak durumda olup annesini,aynuru,mustafayı panik yapan o değilmiş gibi. biz böyle dolanırken yanımıza biri gelip eylüşü kucağına almaya çalıştı ki ben onu dövmeden yüzüne bakmayı akıl ettim:)) ankaradan arkadaşımız başka bir mustafa da iskenderunda imiş ve bizimle aynı uçakla ankaraya dönüyormuş. bu çok hoş tesadüfle vaktimiz daha güzel geçti ve uçakta beraber oturduk. saolsun mustafa her konuda bana yardım etti ve işimi kolaylaştırdı. kızım resmen uçak yolcuğuna bayıldı, sadece inişte kucağımda kalmayı tercih etti uyuma moduna girdiği için. dayımız ve bahar teyzemiz bizi karşıladı ve ananemize geldik. kızım ebuşu görür görmez iyice şenlendi ve hoplaya zıplaya oyun oynadılar saatlerce iki kuzen.

ve arsuza veda

son günün sabahı daha doğrusu gece saatleri kızım ağlayarak uyandı ve hiç susmadı. zaten zor bela uyutmuştum. huyu tamamen değişen kızım daha ankaradan otobüse biner binmez baba- babaa diye ağlamaya başlamıştı ama baba sevgisinin bu kadar baskın olduğunu hiç ummazdım. hep huysuz,hep beni isteyen,yemek yemeyen,devamlı beni çekiştiren, kimseye gitmeyen, mızır mızır bir eylüşle çok zorlandım ve son gece uyumadan önce iyice sinir krizi yaşadı kızım ve telefon açık babasının sesi kulağında 1.5 saat sonra uyudu ve saat 3.5 da tekrar uyandı. ne yaptımsa çare bulamadım , tv açtım, ninni söyledim,cemile okudum, bebeklerle oynadım vs vs ama olmadı. sabah saat 7 civarlarında ev ahalasinin kalkıp hazırlanmadıyla iskenderuna doğru yola koyulduk eşyalarımızı da alarak. eylüş hala ağlıyor,hala mızırdanıyordu bitmez enerjisiyle. özel bir çocuk sağlığı merkezine gittik hemen ama dr gelmemişti. dr un geleceği saate randevu alıp mustafanın ofisine gittik ki biraz bişeyler atıştırsın dı eylüş, ama ne mümkün. orada yatıp biraz uyuma, bi,raz mızırdanma, biraz ağlama devam etti. benim kucağımdan alan serap ı reddedip aynuru istedi ve onun kucağına geçer geçmez çıkardı, aradan biraz vakit geçti meyva suyu içti ve içer içmez benim üzerime çıkardı. doktorun gelme vakti olduğu için hemen alıp doktora gittik ve dr biraz dinleyip anlattıklarımızı da ekleyerek bronşit olduğunu söyleyip iğne yazdı ve buhar vermemizi istedi ama eylüşü buhar makinasında tutmak mümkün olmadı,yine olanca kıyamatei kopardı kızım bütündenemelerimizde ve bende pes edip sadece iğnesini yaptırdım. akşama acil adanadan uçak bileti alındı ve o vakte kadar mustafanın ofisinde uyudu eylüş hanım. taaki serabın aldığı bebeği görene kadar. o bebek bizim için kurtarıcı oldu desem yeridir. bebekle gözünü açan kızım gelene ve geldikten sonrada hala elinden o bebeği düşürmüyor. yürüyerek şarkı söyleyen çok tatlı bir bebecik. eğer bir bebeğin eylüşü böyle cana getireceğini bilseydim ben ona 30 tane bebek alırdım dedi mustafa ve kaşla göz arasında kzıkardeşi ve yeğenini yollayarak bi sürü bebek aldırdı ki bunları koyacak bavukumuz olmadığı için birde bavul:) şaka gibi ama gerçekten bir bebek eylüşü kendine getirdi. ve yarı hasta veda ettik iskenderuna....

arsuz da pazar

işte arsuz'da pazar günümüzü geçirmeye böyle uyandı kızım. çok keyifli uyandı, açık pencereden etrafı izledi, yatakta anneyşle sevişti...
aşağı inip kahvaltımızı yaptık ve muhabbet ettik bol bol. sonra mustafa defalarca nereye götüreyim sizi diye sordu durdu, ben kararı aynura bıraktım ve karar antakya-harbiyede kılındı. öğleden sonra yola koyulduk, yolculuk sırasında geçtiğimiz yerler tanıtıldı bize kızım yarı uyusada:) belen tavasıyla meşhur olan belenden,serinyoldan geçerek antakyanın merkezine geldik ve harbiyeye devam ettik. harbiyeye gelmeden yakınlardaki türbeye uğrayıp dua atti aynur, ben kızım uyuduğu için inemedim. sonra harbiyede Kervan restoranta oturup yemek ve işkence çektik. işkence tamamen eylüş kaynaklı idi çünkü kızım bana yapmadığını bırakmadı malesef , bu endenle ne yediğimi anladım ne etraftaki güzelliği. soframızda yok yoktu ama en ilgimi çeken çiğ köfte idi çünkü bizim yemeye alışık olduğumuz çiğ köfte gibi değildi ama çooook lezzetliydi(şimdi olsa bi lokmasını kimseye kaptırmam::)) etsiz yoğurulmuş çiğköfteleri tabağın kenarına dizip ortasına incecik kavrulmuş kıyma ve bişeyler daha koymuşlardı ve çiğköfteden alıp kıymaya bulayarak yiyorsunuz ama kesinlikle nefis bir tat oluyor. benim vazgeçilmezim humus hemen yanımda idi masada, muhammara, abu gannuş, tere-domates nar ekşisi ile, ve daha adını bilmediğim 5-6 çeşit daha ki hepside çok çok güzeldi . ooof kesinlikle şimdi yanımda olmalılar. harbiyeden sonra eve gelip kızıma makarna ve çorba yaptım ki bi kaç gündür devam eden az yemesinin sebebi acaba farklı tarzda pişen yemekler mi diye, evet kızım her zamankinden çok yedi ve beni mutlu etti:) sonra aynurun anne-babası ve gelinleri ile yeğenleri geldi. kızım aynurun yeğeni ege ile delirdi, oynadı, koşturdu ve uyudu.
Not: iyiki resimleri henüz masa boş iken çekmişim yoksa pcmi bile yiyebilirim gördükçe:))

30 Haziran 2009 Salı

iskenderun 2. gün






cumartesi sabah erkenden kalktık kızım da bende. ilk gün saat 5.5 da kalkan ben bugün geç bile kalmış ve 7 de kalkmıştım. ankaranın havasından sonra arsuzun temiz havası saat bile kurdurmadan erkenden uyanmamam sebepti. terasta oturup biraz deniz havası kokladım kafa dinledim eylüş uyanana kadar. kızım uyandı ve kahvaltı hazırlayıp kahvaltı yaptık. eylüşün ilk gün az yemesinden sonra bugünde devam etmişti az yemesi ve birazda öksürük vardı. ben balgamdan olabileceğini düşündüm. gün içinde hava estiği ve deniz dalgalı olduğu için inmedik denize ve yazlığın çok güzel bahçesinden oynayıp durdu kızım, hele komşu yazlıktaki efe de kendisine katılınca keyfine diyecek yoltu ,fazlası ile kavga etselerde. bizde aynurla komşularla muhabbet ettik. biraz kızımı dolaştırdım ve akşam oldu bile. akşam arsuz merkeze inip kızıma öksürük için ilaç ve gün içinde kesinlikle ve kesinlikle yenilmeyeceğim tavlada mustafaya yenilmemden kaybettiğim dondurmayı aldık ve eve döndük. eylüş yolda uyuduğu için yatağına çıkardım ve aşağıda muhabbet ederken aynurun kardeşi ve arkadaşları geldi . hepberaber okey oynanacaktı,oynamamı istediler ve ben onları çok şansszı olduğumu gene yenileceğimi ve oynamak istemediğimi söylesemde bana inanmadılar. evet çok şanssız bir gündü yoksa asla tavlada yenilemzdim ben , hemde mustafaya :))) ve okeydede tamamen şanssız olmamdan yenilip günü yenilgilerle kapatıp uyumaya gittik




naim, eylüş ve efe. bu arada başta beni taşımayacağını düşünüp oturmasamda (ki muhteşem keyifli zmanlardan çalmışım:)) salıncak keyfi çok güzeldi,

iskenderun-arsuz 1. gün

amca ve halamızı yolladıktan sonra tekrar mustafanın ofise dönüp orada uyuyan kızımı ve mustafanın işlerinin bitmesini bekledik. kızım koltukta uyudu ve uyuduğu kolyuğun olduğu odada mustafanın iş görüşmesi vardı buna rağmen uzunca uyudu hiç istifini bozmadan. hatta biz aynurla gene dışarı naime bişey almaya dışarı çıktık geldik gene uyuyordu eylüş hanım. biz ofiste yokken orada uyuyan kızıma hep mustafanın kızkardeşi serap, yeğeni ebru ve işyeri çalışanlarından tonya baktı, hemde çok ilgili ve sevecen bir çekilde. bu nedenle onlara çok teşekkür ederiz. eylüş uyanıp mıstafanın da işi bitince arsuza yola çıktık. yazlığa gidince hemen kızımın üzerini değiştirip yüzmeye indik. Kızım naim ve mustafa ile biraz denize girse de ben olmadığım için çok fazla kalmadı denizde ve bizde onunla biraz kumlarda yürük ve eve gelip yemeğimizi yedik.

amcamızın yemin töreni

yemin töreninin bir öncesi günü yani perşembe yola çıktık iskenderuna gitmeye. otobüsle gittik sırf ki arkadaşlarıma zorluk olmasın , zaten işleri yoğun birde beni almaya iskenderundan antakya yada adanaya 1.5 saat yol katetmesinler istedim . perşemde saat 22.30 da iskenderunda olduk. Mustafa ve Aynur aldılar bizi ve Arsuza yazlığa gittik ve ertesi gün sabahtan yemin töreni için İskenderuna geldik. Amcamızı yemin töreni sırasında göremedik tam olarak çünkü çok kalabalıktı ama sonra tören bitince hemen eşyalarını alıp izinli çıktı. Yemin töreni çok kalabalık ve sıcak olduğundan ve eylüşten dolayı tam izleyemesemde duygusal anlar yaşattı bana ve itiraf edeyim birazcıkda ağladım.Amca ve halamızla tören bitince iskenderunda yemek yedik ve biraz dolaştık sonra memlekete gitti hala ve amcamız biz ise iskenderunda kaldık bir kaç gün daha....

24 Haziran 2009 Çarşamba

anne kız iskenderun yolcusu

istanbul'dan gelip iki gün çalışarak anne kız amcamızın yemin töreni için iskenderun'a gidiyoruz,sıcak gözümüzü korkutsa da.belki bloga yazamayabilirm. bizi merak etmeyiniz...

anne istanbulda- idi




pazar sabah iş için istanbul yolculuğumuza başlayıp pazartesi saat 18:30 da istanbuldan ankaraya dönüş için yola koyulduk. pazar günü öğleden sonra kadıköydeki otelimize yerleşip, kadıköyü turlayıp alışveriş yapıp kendimizi Beşiktaş vapuruna attık ve oradan da yürüyerek Ortaköye geçtik. Asuman, Burcu ve ben 3 kız gezdik gezdik bi sürü şey aldık (ay sonu da olsa:) ve illaki akşamda Taksim yapıp otelimize döndük. Ertesi gün Kadıköyden-Yeşilköye eğitime gittik ki allahtan pazartesi ve FSm köprüsünün tadilatta olması bizi çok etkilemedi. Eğitimden sonra hemen yakınlardaki Mine'ye uğrama planlarım malesef Bostancıya toplantıya gitme sebebimizden yapılamadı. Bostancı sonrası Kadıköy ve oradan otobüsle Ankara'ya döndük gece geç saatlerde. Kızım annemi hiç üzmemiş sadece gece uyumadan önce pencereye bakıp "anni ,anni , baba , baba geh" demesi onu biraz hüzünlendirmiş. Ama uzun bir ayrılık değildi ve ben istanbulda hep eylüşde olsaydı diye dolaştım. Aslında onunla gelip Rabia halalara bırakmaktı düşüncem fakat kısacık bir yolculuk için çok yorulacağını düşünüp vazgeçtim.

19 Haziran 2009 Cuma

can sıkıntısı sonrası

ve dün can sıkıntısı sonrası( yazılan yorumlara ayrıca teşekkür ederim ve şimdi iyiyim) kızılaya gittim akşam vakti. saat 21:00 gibi kızılayda idim. imge kitapevi müdavimiyimdir ve oradan kızıma perinin hediye ettiği cemile kitaplarının geri kalanlarnı aldım çünkü kızım çok sevdi ve devamlı okutuyo bana, benim işim varsa oturup resimlerine bakıyor akıllı uslu bebeğim.. İmgeden sonra ali ile Mülkiyelilere gittik ki uzun zamandır beraber gitmiyorduk. Bişeyler yedik can sıkıntımı paylaştık , biraz yürüdük rahatladım...

eve geldiğimizde çok sevindiğim bir hediye ile karşılaştım. bahar teyzesi kızıma bi türlü seçemediği doğumgünü hediyesini almış ve çok şık paketlemiş,çok şık bir çanta ve kitap ayracı

almış ve not yazmış. canım kardeşim doğum öncesi bu düşüncen ve zamanlaman için saol.

haftasonumuz

bugün haftasonuna giriyoruz ama geçen haftasonu yazısını yeni yazıyorum ben işlerden.







geçen cumartesi iş arkadaşlarımla beraber pikniğe gittik ailece ve kızım o kadar eğlenip o kadar koşturduki eve geldiğimizde saatlerce uyudu ve sonra gecede kesintisiz uyudu. zaten uykusu çok sorunlu değildir ama kesintisiz uyuması güzeldi.



kızımı günlerde aç bırakıp piknikte yemek depolattım:)) domates yerken kendini kaybetmiş eylüş bu nedenle herkes bu resme bakıp çok gülüp bana bu çocuğu açmı bırakıyorsun diyor. zaten yemesi iyi olan eylüş piknikte 2 köfte,2 domates,8 mantar,yarım kilo kiraz,yarım muz ve hatırlamadığım bi sürü şey yedi:))


murat,ali,hakan ve burcu masada yemek sonrası:) aslında arif'de vardı ama o an yakalayamamışız...



ve kızım tabiki bebeğinide gtürdü pikniğe ve ona ilgi alaka sonsuzdu. burada altını değiştirirken. ben kesinlikle dokunmuyorum alıyo, altına bişeyler seriyo altını açıp değiştiriyo ve sonra kucağına alıp çarşafa sarıp ninnilerle uyutuyo bebeğini.

ve anne kız salıncakta...

18 Haziran 2009 Perşembe

canım sıkkın

canım sıkkın...
insanların bazı şeyleri neden yaptıklarını anlamakta zorlanıyorum en çok canım buna sıkkın...
bunun dışında yaptığım bütün planların tepetaklak olması ve iskenderuna gidemememden dolayı çok gerginim...
gelecek haftanın ilk günü en sevdiğim şehirlerin başta geleninde,istanbulda, olacağım bu beni azıcık mutlu etse de ...yetmiyor. .

12 Haziran 2009 Cuma

bi sürü hediye

halişkom taşındığı için zaten öncedende bi sürü verdiği kıyafet ,oyuncak yada ne kadar çocuk malzemesi varsa ayırmış gene kızıma.eylüş en çook bu minik bisiklete ve arabaya bayıldı.


aslında dün gidecektim perinin yanına ama işimi halledemeyip vakitte kalmayınca bugün yemekte görüştük peri ile.çok tatlı,şepşeker,kısacık ama vakit yetmeyerek bir yemek yedik beraber. gelirken öyküye bebek alırken eylüşe de almış kızım gelince hemen anne aç aç dedi ve açtırdı ve oynuyor hala:)) çok sevdi pericim çokk. saol düşüncen için.


işte iki arkadaşımdan gelen hediyelerle eylüş

10 Haziran 2009 Çarşamba

lelüşe doğumgünü hediyelerimiz









sonunda beklediğim kitaplar geldi . . .

Aslında kızıma doğumgünü hediyesi olarak istemiştim bu kitapları ama kargonun azizliğine uğrayarak gecikmeli olarak gelmesine rağmen ilk görüşümde heyecanlandığım kadar güzeller. görür görmez doğumgünü hediyesi olarak karar kılıp siparişimi verdim ve onaylar onaylamaz, kahraman ve arkadaş ismini aynı yazdığımdan Karga Medya yetkilileri tarafından arandım ve hatanın kendileri tarafından düzeltileceğini ismin ne olmasını istediğimi sordular. kargoda ne kadar sorun yaşasamda gerektiği zamanlarda beni aramalarından ve bir sorun anında orada olup çözeceklerini bilmemden içim hep rahattı. bu arada kargo sorunu kesinlikle ve kesinlikle Karga Medya ile ilgili değildi ve daha sonraki gönderilerinde hemen ertesi gün elime ulaştı kitaplarım. Böyle yaratıcı ve güzel bir fikrin kitapta buluşması beni daha çok mutlu etti.

9 Haziran 2009 Salı

büyüdü-kocaman oldu

kızım artık büyüdü kocaman oldu...
özellikle yatağın içinde uzanmış hallerinde o kocaman kız bana ne kadar mutluluk versede o kadar şaşkın ve yabancı bakıyorumki ona, sanki el kadar doğan minicik şeker şey sen değildin ne çabuk bu kadar büyüdün kızım... eylül ve ebru ilk doğduklarında ,mükremin'i kucağıma alınca mükremin bana o kadar kocaman gelmiştiki,oysaki daha 15 gün kadar önce küçücük hafif gelen, hoplata zıplata kucağımıza aldığımız mükreminin yaşattıklarını kızım şimdiden bana yaşatıyorki, efe doğup onu kucağımıza aldığımızda eylül'ün ne kadar büyüdüğünü daha iyi anlayacağımı da biliyorum aslında.

peki bu büyüyen eylüş neler yapıyor,

*elbiselerini kendisi seçiyor-giyiyor

*ingilizce "hi baby", "hello", "how are you" diyebiliyor, hemde ağzını bükerek :)

*az tv izlesede sevdiği programlar var ve bu yönde tercihlerini belirtmiyor dayatıyor:) özellikle uykusu geldiğinde, yumurcak tv deki mohikan adlı çizgifilmi izlemek istiyor ama bu aralar yayında yok yada saati değişti, bu nedenle arada bir ağlama krizlerine giriyor kızım"anni koikan koikan " diye:)

*hala banyo en çok sevdiği şey,banyodan her çıkmamız olay

*filiz teyzesinin odası ve eşyaları bol makyaj malzemesi içeridğinden ilgi odağı

*nerde resim görse tek tek herkesi tek tek tanıyıp anlatıyor

*kitaplara çok meraklı kızım,devamlı oyuncak dolabının raflarındaki kitaplarını alıp inceliyor,okutuyor

*resim yapması için eline verdiğim parmak boya,kalem kağıdı çok düzenli kullanıyor. parmak boya ile resim yaptıktan sonra ellerini havaya doğru tutup beni çağırıyor hiçbiyere dokunmadan:)

*ritim duygusu hep çok gelişmiş olan kızım şarkılara çok güzel eşik ediyor,dansediyor,oynuyor ve kendi başına şarkı söylüyor.hele bir ara bol düğün zamanlarında bizde meşhur olan kaşık oyununu bol gören kızıma" eylül hadi kaşık oyna" dediğimizde tam bizim gibi kaşık oyunu oynuyordu döne döne ki görülmeye değer(videosunu bulup yükleyeyim ben en iyisi :))

*tam olmasada çok tatlı bir konuşmaya sahip kuzucum,tam herşeyi kaydedip sonra dinleme zamanı...

sade bir kahvaltı,keyifli bir haftasonu


cumartesi günü işe gitmem gerekli idi amaaa ...
geçen hafta içi yaşadığım rahatsızlık ve işlerin yoğunluğundan dinlenememem sonucu iyileşemediğimden cumartesi günü olan eğitim planlarımı iptal ettim ve işe gitmedim. sabah, herzaman çok fazla uğraşarak bi sürü detaya dikkat ederek hazırladığım kahvaltı yerine, sade bir kahvaltı hazırlayıp üstelik bunu yemek masasına değilde kızımın getir götürleriyle kızımın masasına hazrıladık ve çok şeker bir kahvaltı yaptık. sonra evde vakit geçirdik, yemekler yaptık. teyzelerimizle oynadık. filiz teyzemizle yumurta ve kartonlarla bebekler, resimler yaptık . pazar akşamüzeri ise bahar ve filiz teyzemizle tülaylara gittik ve böylelikle çok güzel bir haftasonu geçirmiş oldukk. bu pozu görünce gene aklıma bale kursu geldi. kızım hala parmak uçlarına basarak yürümeyi ve dansetmeyi çok seviyor ama bale kursuna götürecek vakit bulamıyorum :((
filiz teyzesiyle elişi yaprken eylüşş
filiz teyzesi kızıma Öykü'nün annesi Peri'nin aldığı Cemile kitaplarını okudu, kızım çok sevdi Cemileyi ve defalarca okuttu o akşam bize.
ve efeyi severken kızım:)

efeyi kıskanıyoruz

evet malesef daha doğmadan efeyi kıskanmaya başladık çoktan. efenin yatağını kurduktan sonra hemen yatağına atlayan kızım, ona yapılan döşek,yastık,yorganıda sahiplenmeye çalıştı bi süre. başlarda efeee canımm, bebeimm diye karnını seven kızım şimdi efe denildiğinde daha gergin farkındayım. efe bebek, çok tatlı diye şimdiden alıştırmaya çalışsamda bakalım efe gelinde neler olacak. işte efenin yatak yorganında eylüşş

antalyadan dönüş


dönmek istemesekte:) pazar günü kahvaltı sonrası yol hazırlıklarına başladık. şehir merkezine inip şehri dolaşmak istedik çünkü volkan daha önce hiç antalya merkeze gelmemişti. biraz dolaşıp dondurma keyfi yapıp arabamıza atladık ve antalya dışındaki alinin dayısı ve akrabalarına uğradık, onlarda da çok uzun kalmadık yolumuza devam edip erken eve gelme telaşından. güzel bir yolculuk sonrası afyonda sucuk ekmek eydik tabiki:) ve ankaraya saat 22:00 civarları ulaştık.

6 Haziran 2009 Cumartesi

serra tuğçe-özgür'ün düğünü



düğüne gelmeden önce resim çektirmek için otelimize gelen arkadaşımın gelin arabasına takılıp evlerine gittik . gelinle beraber ben eve girdim alilerde erkek evine aman oteline :) 15 dk sonra gelin almaya gelindi ve arkadaşımı baba evinden uğurladık. konvoya takılıp minik bir lara turundan sonra düğünün olacağı otele gelip masamıza oturduk ve bu sırada farkettikki fotoğraf makinamızın pili bitmiş. zar zor sadece bir tanecik gelin damat resmimiz var :( tuğçeden alana kadar bunu koyacağım siteye. arkadaşım çok güzel bir gelin olmuştu ve gelinle damat çıkarken ben gene bir iki damla yaş akıttım:) kızım gece boyunca yakından geçen uçaklara deli oldu, 15 dk sonra uçak gelmeyince "anni uçak gesin "dedi durdu. güzel bir düğün sonrası gecenin ilerleyen saatlerinde otelimize gelip uyuduk. düğün tam bitmeden kalktık çünkü kızım bir düğün klasiğini yaşattı bize uyudu ve bizde onu iki sandalye birleştirerek yatırdık:)

antalya




geçen hafta bugün sabah antalyadaydık. konya yolundan ankara-antalya'ya ilk gelişimdi ve saat 07:30 civarları ilk durağımız manavgat şelalesi oldu. çok önceden gitmiştim manavgat şelalesine, sene 1993 falandı sanırım. kızım gece boyunca sadece su içmek için uyandı ve arabada olduğunu bile hissetmden uyudu ama manavgata gelmeden 10 dk önce uyandı :) beraber şelaleyi gezip biraz dolaştıktan sonra ona biraz kahvaltı yaptırdım ve gene uyudu kuzucum.

antalyaya şehir merkezinde serra ile buluşup ona vermemiz gereken şeyi verip laradaki yel değirmeninde kahvaltımızı yaptık ve otelimize yerleştik.hemen üzerimizi değişip otelimizin benim çok sevdiğim aquaparkına geçtik:) kızım "anni suu" diye hemen havuzlara attı kendini. anne kız çok eğlendik, volkanla, ali ise daha çok uzanıp uyumayı tercih etti. kızım çocuk havuzunun içindeki kaydıraklardan kaydı, oynadı durdu bende onu izledim , beraber yüzmediğimiz zmanlarda. beraber yüzdüğümüzde eylülün kollarının altından tutup hadi kızım yüz dediğimde ayaklarını ellerini çırpması süperdi, gerçektende ikimzide çok eğlendik. kızıma bişeyler yedirdikten sonra oynadık çimlerin üzerinde ve dut ağacından meyva ziyafeti çektik:) kızımın uyumasıyla onu babası ve volkiye emanet edip kendimi su kaydıraklarına attım ve uzun uyuyan kızıma bol bol teşekkür ederek bi sürü kaydım.