CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »
anneden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneden etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2009 Perşembe

çok mutluyum

çok mutluyum çünkü kariyerimde çok güzel,onur verici bir teklif aldım....
kabul etmeyeceğim ama teklif edilmesi bile nefesimin kesilmesine, sokağa çıktığımda uçarcasına yürümeme hatta onca insana rağmen çoooooooooook mutluyum diye bağıracak kadar mutlu eden bir teklifti bana sunulan.... hatırlamak için yazmam gerekti..

çok yoğunum bu aralar, eğitimlerim çok yoğun sabah 9 da eğitime başlıyorum saat 17:30 da çıkmam gerekirken çıkamayıp 17:55 de çıkıp taksi ile kursuma gidiyorum. yarın ilk haftası tamamı 13 kasımda bitecek Trafik ve Çevre Eğitmenliği kursuna gidiyorum. Trafik ve çevreden bi sürü şeyi konuşuyoruz. Sohbet tadında bir eğitim, bilgi paylaşımı bizimkisi ama ... Amaları var tabiki , bedenim yoruluyor, kızımdan ayrı kalıyorum vs vs

29 Ekim için kısacık da olsa tatil planları yapıyorum imkansızı başarmak adına çünkü izin almam imkansız biliyorum:)

15 Eylül 2009 Salı

kadir geceniz mübarek olsun


Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa;
Rabbine dönüp: 'Benim çok büyük bir derdim var' deme!
Derdine dönüp: 'Benim çok büyük bir Rabbim var' de!


Bugün kızımla beraber dua edecektim ama katılmam gereken bir iftar yemeği nedeniyle eve geç geldim ve kızım uyuyordu. ikimizin yerine ilerleyen saatlere kadar dua edeceğim. Dua edecek herkesten bizim için, sağlıklı,huzurlu, hayırlı bir ömür dilekleri içeren dualar etmelerini rica ediyorum. Kadir geceniz hayırlara vesile olsun...

anni ben evde kalıcam

bugün sabah işe gelmek için hazırlanırken kızım uyanıp seslendi bana "annii" diye, yanına gidip günaydın öpücüğümü verdim. yataktan kalkmak için hamle yapan kızıma "annecim üzerimi giyineyim, seni alıp ananeye bırakayım bende işe gideyim tamam mı?" dediğimde kocaman olmuş kızımdan şu yanıt geldi. "anni ben evde kalıcam" evet bende evde kalmak, seninle yatmak, oynamak, kahvaltını hazırlamak, yemeni izlemek ve daha bi sürü şey yapmak isterdim. . .

cumartesi günü kahvaltı hazırlarken ise "biliyomusun eylüşüm ben bugün işe gitmeyeceğim" dedim "ebet biiyorum " dedi bana. "ne yapalım söyle o zaman" dediğimde ise, " oyun oynayalım, sarılalım, canımmm, bebeimmm yapalım" dedi:)) ve hemen arkasından da ekledi, " pakaa gidelim":))) park sevdalısı kızım. seni çok seviyorum tatlışkom hemde çokkk, sen benim hayatımın baharı eylül'sün....

7 Eylül 2009 Pazartesi

anni be yapabiirim

uzunca bi süredir bu durumlardayız, herşeye "anni be yapabiirim"....
emel:eylül çantan ağır taşıyayımmı?
eylül: ben tasıyabiirim
emel:kızım saçını toplayayımmı?
eylül:ben yapabiirim.
masada yemek yerken saçlarımdan bunalmış eşime tokamı getirirmisin dediğimde bile
" anni ben getiebiirim" :))) güzel bişey aslında ama alışkın olmadığım bişey . hala onu küçücük bişey görüyorum ve bu hiç bitmeyecek sanırım ama kızım büyüyo.

iki yaşına girmeden bi kaç ay önce çişini söylemeya başlayan kızım, bundan kısa bir süre sonra ise uyurken uyanıp çişini söylemeye başladı. bunları yapan birinin " anni ben yapabiirim" demesi ve tek başına bişeyler yapması gayet normal aslında ama annelik içgüdüsü bu sanırım.

28 Ağustos 2009 Cuma

AssisTT İftar yemeğinde


Şirketimizin Salı günü Hacıbaba'da verdiği iftar yemeğine katıldık eğitim birimi olarak. Ulaştırma Bakanı, Telekom Genel Müdürümüz, THY Genel Müdürü, TTNet Genel Müdürü gibi çağrı merkezi işini yaptığımız ana firmaların genel müdürlerinin çoğuna ev sahipliğini bizim genel müdürümüz Adil Bey yaptı, her ev sahibi gibi heyecanlı ve koşturmaca içinde idi. Çok güzel bir yemek oldu, çok güzel müjdeler aldık, Erzincan'dan sonra Erzurum'da da yer açıyoruz Sağlık Bakanlığı projesini de aldığımız için.Giittikçe büyüyoruz ve Eğitim Birimi olarak işimiz de artıyor ama mutluyum yine de, çünkü işimi seviyorum...

19 Ağustos 2009 Çarşamba

eylüşşş

aşağıdaki yazı aslında planlanmadan öylece akıverdi ve şimdi asıl yazacaklarıma geldi sıra. eylüş dilekle çok iyi anlaşıyor ve daha önce söylediğim gibi dilek ona az az ingilizce öğretiyor. kızım iki yada üç kelimelik cümleler konuşabiliyor ingilizce ve türkçe olara ona kadar sayabiliyor ama geçen gün arabada beni şaşırtarak onbes ,onatıı diyede sayabildiğini gösterdi. en çok sevdiğim sorusu "anne babıyosun" " saçımı topluyorum annem , sen napıyosun" " ii anne , babıyosun" diye başa sarıyoruz:)) ama o kadar tatlı bir "babıyosun" ki bu anlatamam, o dudakların kıvrımı, o ses tonu ,o şirinlik,tam bir cimcime. akşamları eve gelince oynaşıp, cemile okuyup çizgifilm izliyoruz. kızım sayesinde bi kaç çizgifilmin müptelası olduk ailece:) favorimiz kesinlikle kayu:)) o kel bıdığa aşık benim kızım, "anne kayu,kayu" diye dolanıyo evde canı sıkılınca ve tvyi açınca kayu çıkmazsa işimiz var .internetten cdye çekeyim diyorum ama bi türlü fırsat bulamadım:( bunun dışında bende kayudan sonra jangum hastasıyım:)) kızım kucağıma yatmış tam uyku saatlerinde oluyor ve biz beraber yanak yanağa jangum izliyoruz... sabah işe gitmek için kızımı anneme bırakmalarımız bazan biraz olaylı bazan kolay, teyzemiz evde olduğunda sorunsuz çünkü uykuda:)) işten geldiğimde karşılanmam hep sevgi dolu, kocaman gülücükler ve sarılmalarla "annimm, canımm, bebeiimm, askıım" demelerle,yani çok mutluluk verici, anlatılmaz.uyurken bana sarılması, elimi tutması, popişkosunu yana döndürmesi halatarifsiz güzellikte.

önce ben...

eylül bol bol anane , dilek,bahar teyze ve efe ile vakit geçiriyor zevkle. anne istanbula gidip geldikten sonra kızımla bi sürü şey yaptık ama bunları yazacak vaktim yok. kızıma, evime, annemlere yani aileme vakit ayırabiliyorum mümkün olduğunca. arkadaşlarımla bile görüşemiyorum uzunca bi zamandır. ama işimide çok seviyorum, eğitim uzmanı olduktan sonra birde hiç bilmediğim bir alana geçmekle yüküm çok artsada, zor bir sektör olsada, koşturmaca, promosyonu, detayları hiç bitmesede ve bunun üzerine birde bu işi çağrı merkezinde yapmak eklensede... çağrı merkezi streslidir,yoğundur, vardiyalıdır, arayan hiç bitmez, adsl de iken sadece türkiye idi şimdi dünyanın heryerinden insana yardımcı olmak için burada destek veren insanları eğitmek ve onlara destek olmak yeri geldiğinde daha iyi işin içinde olmak için çağrı almak. mesela ramazanda iftar açacakken bile çağrılara yakalanırsınız, hiç bitmez çünkü siz ankaradasınız ama onlar her şehirde ya daha itar açacaklar yada açmışlar sizi ararlar... zordur ama çokda şey öğrenirsiniz çağrı merkezinde, mesela daha zor sinirlenirsiniz, daha çok insan tanırsınız, az çok konuşmasından nasıl biri oldyğunu çıkarırsınız insanların bi süre sonra,kısıtlı zamanlarda ne çok şey yapılabileceğini öğrenirsiniz çünkü çağrılar kaçmasın diye öyle sistemler vardırki... herşeyinizi o sistemler ayarlar, saniyesi saniyesine molanızı kullanmak durumundasınızdır yoksa sonraki molanızı o kadar eksik kullanarak o günkü molanızı geçmemelisiniz. vardiyalı olduğundan zordur, bi hafta gündüz çalışırsınız bir hafta gece düzeniniz planınız yoktur, haftasonu sabit off yapamazsınız bu nedenle planlara katılamazsınız.

birden döküldü bütün bunlar ama kesinlikle işimi sevdiğimi tekrar söylemeliyim . . .

9 Ağustos 2009 Pazar

eylül kırşehir'de


















annemle eylül kırşehirde iken ve ben annemle telefonda konuştuğumda annem hep eylülün halinden menun olduğunu ve şu an aynen benim çocukluğum gibi göründüğünü söyledi durdu. az çok gözümün önüne kareler geliyordu çünkü kırşehirdeki ananemlerin evinde bütün yazlarımı ve şubat tatillerimi geçirdim ve okula gtmeden ise uzunca süre orada kaldım. yani o evin her köşesini bilirim ve köyümüzün heryerinde bi sürü anım vardır. buna rağmen gülsümden resimler gelince acaip güldüm ve hüzünlendim. evet gerçekten benim küçüklüğüme benzer resimler ve yaşadıklarıma benzerdi eylüşün halleri. gülsüm benim dayımın kızı ve onunla neler yaşadık o evde ,o duvarlar ne sırlarımızı bilir ne güzllikler anlatır bana herdaim görmesemde. işte resimde gülsümün kızı merve ve kendi kızım eylül ama sanki ben ve gülsüm tek bi farkla gülsüm benden küçük ...



annem , yengem ve gülsüm ananemin işlerini halletmeye gittiler aslında. boya badana, halı kilim yıkama ve yufka ekmek yapma gibi temel işleri yaptılar ve bu sırada eylül ve merve tamamen kendi hallerinde oyalanmışlar .onlara arada daha ortaokulda olan diğer dayımın kızı zeynep bakmış (ki kıyafetlerinden belli:))) kızımın bu hallerini görünce onu bırakıp gitmek sana dokunmadımı diyenler olabilir hayır dokunmadı ve bu resimlere acaip güldüm . allahım eylülün bu paçoz halleri annemin hep istediği bişeydi,çünkü bana hep onu çok güzel giydiriyosun nazar değecek diye kızar ve mahallede dikkat çektiğini söyler ve ben yokken eylülü pijamalarla falan dolaştırır::)) bunları yazarken kendi çocukluğumda aklıma gelmiyo değil. hala eskileri kıyafet ve ayakkabılar ve anne dikimi ama baba gömleğinden bozulma kıyafetler. bunları okuyanlar fakir olduğumuzu falan düşünecek ama değildik ama alışkanlık böyleydi sanırım eskiden, bayramlarda alınırdı ve özenle özel günlerde giyilmek üzere saklanırdı kıyafetler ,beyaz çoraplar bizde bilmem niye. ortaokuldan sonra daha rahattık bu konuda ama o döneme kadar o tuhaf şeyleri giydim:) hele hiç unutamadığım naylon beyaz bir çizme vardı boyun yerlerinde tüyleride olan ve sivri uçlu ,işte onu az giymedim ikokula giderken .üstelik ayağıma kaç numara büyüktü çünkü halalarımdan kalmaydı. benden sonrada filiz giydi zaten garibim:) bide sem sportlar vardı. ortaokuldaki mezuniyet partisi mi desem, o garip toplantıda halamın kendisine diktiği, lila acaip yaşlı işi bir kıyafetle gitmiştim ama arkadaşlarım bu durumlara alışkındı çünkü ortaokulda giydiğim kabanıda halam kendisine dikmiş ama evlenip gidince giymek bana kalmıştı. taba rengi , boyundan atkı gibi bişeyi olan tuhaf bi modeldi oda.... filiz bu konuda epey şanslı idi çünkü iri yapılıydı ve çoğu olmayan kıyafetlerin olanlarını da kısa bir süre giyiyordu. ben liseye kadar 36 beden daralttığım için uzun yıllar aynı şeyleri giymek durumunda kaldım.
konu nerden nereye geldi :)) ama işte eylülün özellikle o göbeği açık resmini görünce bi sürü şey geldi gözümün önüne. aklıma gelen şeylerden bi kaçıda her sene elmalık satın almamız ve kavakları soymamız. detaylar başka yazıda olsun artık.... ama bilenler bilir çok komik anılardır onlarda...

31 Temmuz 2009 Cuma

simurg'dan,bir aşk şiiri...

Yar
Baharı yaman
Gözleri güneş ve duman yar
Hangi zamandı

Seni gördüm
Gagasında zehir taşıyan kuşlarını.
Yusuf peygamberin öyküsünü anlatan
Kızların yanından geçerken
Seni gördüm

Esrik gezinirim! .

Yağmuru düşün
Topraktan önce yüzümüze düşen
Yüzümüzü çizik çizik eden
Keman hüznü o ince konuğu

Sonra beni düşün
Tutup incileri gülümseyen
Güzel atlara binip
Gürültülü ırmakları geçen
Ellerinde leylaklar büyüten ben
Senden kalbime düşen şavkla
Bölünerek yürüdüğüm görülsün

Görülsün artık

Arkama alıp dünya çöplerini
Aşkın ağulu ucunu
Yüreğimde taşıdığım.
Av sahnesinden geçip
Kuyu Saman ve pazardan sonra
Sana söylemem lazımdı
Çatlatamadığını yüzümün kayaları bazan
Kayıtsız kaldığımı güllere karşı.
Hiç mi Hiç eskimedi tuhaflığım
Gülü içime atıp söyleşirim
Sorma bu işin esrarını
Üzeri kül hikayesi....

İsmail Karakurt

23 Temmuz 2009 Perşembe

seni seviyorum

hani o ben işten gelince " anniimm,canımm,askımmm, bebiimmm diyosun ve sonra beni dudağımdan öpğyosun ya... hani uyurken popişkonu döndürmen varya.... hani o banyo yaparken "annii anni ge ge " diye beni çağırıyosunya... hele hele bugün sana dondurma aldığımdaki gibi çok sevindiğinde paytak paytak ama anlatamadığım popişkonu yana çalarak(biz çalmak deriz o yöne çevirerek manasında) yürüyosun ya, uykun geldiğinde dudaklarını büzerek uzatıyosunya o kirazları .... ve anlatamadığım bi çok şeyin varya eylüşüm ,işte bunlar ve daha bi çok şey için, kızım olduğun için, hayatta en çok istediğim şeyi çocuk sevgisini bana tattırdığın için, kızım ,özüm,canım,bebeğim,bitanem..... hayatımın anlamı olduğun için seni seviyorummmmm

12 Temmuz 2009 Pazar

haftasonu keyfi ve limonata

aslında bir önceki yazı yazaılmayacak haftasonu temizlik ve yorulmayı barındırsada keyifle sona erecekti benim için ve dün limonları aldığımdan beri bu haftasonu ile ilgili başlığı bu şekilde koymuştum bile:) ama olmadı. limonatam süper olsada tadı damağımda kalsada koltuk talihsizliği bu haftasonunu düşüncelerle kapatmama neden oldu. acaba çıkacakmı. çıkmassa kaplatsammı, kaplatsam ne renk olsa:)) koltuklarımın kenarları koyu kahve deri içine ne renk gider şu anki kremden başka ? derileride kaldırtıp tamamen kırmızı koltuk hayalimi uygulasam evin herşeyi değişir ve zaten o zman yeni koltuk takımı alınır... bu düşünceleri bırakıp bu haftabaşından beri hayalini kurduğum ama içmeyi haftasonuna sakladığım limonatama geliyorum. haftabaşından beri hayalini kurup neden içemedim çünkü izinli iken başladığım küçük check-up sonucunda şekerim yüksek çıktı ve malesef daha öncede bulunan şeker hikayem yüzünden şeker ilacı başladı doktor, bu nedenle hazır limonata almak istemedim ve ben tatlandırıcılı içecekler içemediğimden(bikaç saat sonra ve özellikle ertesi günün tamamını damağımdaki garip tadla dolaşmak zorunda kalıyorum) diyet olanları da tercih etmedim. iş dönüşü akşam yada gündüz de yapamadım çünkü tüm eğitim sınıflarımız dolu olduğundan kendi eğitim grubumu akşama kaydırdığımdan gece 23:15 civarları eve geliyordum ve gündüzde efe ve eylüşün doktor işleriyle ilgilendim bu hafta içinde. neyse bu sabah limonlarımı sıkıp içine az miktarda şeker ve bol miktarda nane yaprağı atarak dinlenmeye bıraktım dolaba. akşam ütü yaparken bolca soğuk suyunu ekleyip servis yaptım ve nefis olmuştu. kesinlikle ev yapımı daha güzel(ben yaptım diye değil:))

7 Temmuz 2009 Salı

ONA BİR DAHA SARILIN!

mailime çiğdemden geldi. teşekkür ederim çiğdem....


1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti. Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı. Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.
5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü. Sokaklarda 'GITMIYCEEEEEEEM' diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti. Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti, siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü 'Sen bizimle oturma' diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi. O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi. 'Ben senin gibi olmayacağım' diyerek teşekkür ettiniz.
22yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı. Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için hem mutlu oldu hem çok duygulandı. Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi. 'Artik bu ilkel yöntemleri bırak' diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı. 'Anne işim başımdan aşkın' diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.Derken bir gün..... o öldü.O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....




VE BİR HİKAYE:

'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.Telefondaki ses annesine aitti.Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyimisiniz?' dedi.Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarında konuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi'30 sene önce sen de beni bu saate rahatsız etmiştin, doğum günün kutlu olsun'


EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN....UNUTULMAMAK DİLEĞİYLE...

19 Haziran 2009 Cuma

can sıkıntısı sonrası

ve dün can sıkıntısı sonrası( yazılan yorumlara ayrıca teşekkür ederim ve şimdi iyiyim) kızılaya gittim akşam vakti. saat 21:00 gibi kızılayda idim. imge kitapevi müdavimiyimdir ve oradan kızıma perinin hediye ettiği cemile kitaplarının geri kalanlarnı aldım çünkü kızım çok sevdi ve devamlı okutuyo bana, benim işim varsa oturup resimlerine bakıyor akıllı uslu bebeğim.. İmgeden sonra ali ile Mülkiyelilere gittik ki uzun zamandır beraber gitmiyorduk. Bişeyler yedik can sıkıntımı paylaştık , biraz yürüdük rahatladım...

eve geldiğimizde çok sevindiğim bir hediye ile karşılaştım. bahar teyzesi kızıma bi türlü seçemediği doğumgünü hediyesini almış ve çok şık paketlemiş,çok şık bir çanta ve kitap ayracı

almış ve not yazmış. canım kardeşim doğum öncesi bu düşüncen ve zamanlaman için saol.

18 Haziran 2009 Perşembe

canım sıkkın

canım sıkkın...
insanların bazı şeyleri neden yaptıklarını anlamakta zorlanıyorum en çok canım buna sıkkın...
bunun dışında yaptığım bütün planların tepetaklak olması ve iskenderuna gidemememden dolayı çok gerginim...
gelecek haftanın ilk günü en sevdiğim şehirlerin başta geleninde,istanbulda, olacağım bu beni azıcık mutlu etse de ...yetmiyor. .

5 Haziran 2009 Cuma

katılıyorum + deliyim

takipçisi olduğum iki arkadaşımın bloglarındaki yazılarına tamameeeeeen katılıyorum . o kadar güzel o kadar benden yazmışlarki. hatta bi süredir yazmak istediğim kafamdaki bi çok şeyi yazıya ben değil onlar dökmüş o kadar yani. hangi yazılarmı?
minenin "niye blogda güncelleme yok?" ve neslihanın " I have a dream" ve "Anne ya da Değil? Annelik Etme Meselesi Üzerine "

işlerim çok yoğun ne zamandır ve blogda baya geriden geliyor bu nedenle, hatta bloga eylüş neler yapıyor yerine anne neler yapıyoru yazıyorum hep. çünkü gerginim, garibim içimden bişi gelmiyo gibi ama bi gelir gibide:) dengesizim... sanırım bahar sendrumu, bahar depresyonu neyse işte öyle bişi. bi çok şeyi yapmam gerektiği için yapıyorum keyif alamıyorum, ama yapmam da lazım.
özellikle dün çok komiktim. hastayım ve işyeri hekimimiz 4 tanecik ilaç verdi. dün akşam eğitimim var ve sabahtan erken kalkıp annemi doktora götürdüm ama eve geldiğimde bayıldım çok fena oldum ,kahvaltı sonrası annemlerde yattım sonra eylülü uyutup annem yanıma verdi. ben uyandım işe gelme kaygısı ile ama kötüyüm , arayıp eğitimi iptal ettim sonra direktörümü aradım ve gelemeyeceğimi bildirdim,tamam dedi. eylül uyurken eve çıkıp maillerime bakma deliliğini gösterdim ve sonra maillerimde işle ilgili aşırı sorunlardan dolayı saat 17:00'dakalkıp işe geldim :(

3 Haziran 2009 Çarşamba

kolyelerim



cuma günü, antalya öncesi kendime minicik bi hediye vermek istedim ve öğlen arasında işyerimin çok yakınında olan suluhana(ankaranın boncuk merkezi) gidip zincirler, kolye uçları ve taş oncuklar aldım ve gecenin bi yarısına kadar, antalyaya yola çıkmadan önce, bi kaç kolye yaptım. aslında çok basit bi kaç boncuğu zincire dizmek ama hem çok keyif alıyorum hemde çok rahatlıyorum bunları yaparken. eskiden çok daha profesyonel şeyler yapıyordum ama şimdi vakit bulamıyorum. antalyadan dönüşte ve sonra haftaiçi işyerime gelirken taktım yaptıklarımdan ve çok beğenildi. gümüş zincirli olan taşlı ve kolye uçlu olanlar tek bir kolye, diğerlerinin hepsi tek tek ama beraber takınca da çok şeker duruyorlar.

özoş ve halişko


off offf diye bunalımla başlamak sevgili arkadaşlarımın yazısını yakışmıyor ama... işlerimdeki yoğunluğa birde hastalık eklendi ve bu nedenle yazamıyorum.

hale ve özlemle buluştuk anlayacağınız üzere. özlemin yalovadan geldiğini bize söylemeden sürpriz yapması hale ve benide buluşturdu aylar sonrası ve biz çok eğlendik hemde çokk. iyiki varsınız ,sizi çok seviyorumm.

19 Mayıs 2009 Salı

çocuk da yaparım kariyer de

iki gündür deli gibi çalışıyorum yine, hatta şimdi gözlerim ağrıyor çok ve yoğun çalışmaktan... ama bunlardan çok beni rahatsız eden kızımla geçireceğim zmandan çalmak. dün normal çalışıp, 19 mayıs içinde saat 16:00 ve 18:00 e eğitim planlamış ve böylelikle kızıma vakit ayırmış olacaktım ama dün sabah bu haftalık bütün iş planları iptal edildi yapılacak sınav nedeniyle, ve harala gürele sınav soruları, sınav organizasyonları sonra değerlendirmeleri(daha %70 i değerlendirilmedi) derken iki günde bir haftalık çalıştım ve bittim. dün 15 saat çalıştım ve kızım eve gittiğimde uyuyordu, o uyurken gittiğimin ertesi günü erken kalkıp benle vakit geçirir mutlaka ve bugün sabahta öyle yaptı erken uyandı ama onunla çok fazla vakit geçiremedim hazırlanma telaşından. iş bu nedenlerden bugün koşturm arasında gene düşündüm gerçekci mi "çocukda yaparım kariyerde" sözü? ve bu sırada yıpranan kim oluyor, anne mi çocuk mu?
canım kızım seni çok seviyorum ve herşeyi senin için yapıyorum. artık hiçbişey kolay değil, sana daha iyi imkanlar için hadi daha çok çalışmaya...

8 Mayıs 2009 Cuma

doğumgünü hazırlıksızlıkları:)

doğumgünümüze az kaldı, etrafımdaki herkes ne yapacağımı soruyor. ama ben eylüşün doğumgünü için sanki aniden bişiler olacak diye hiçbişey yapmıyorum. anneler günü için ve kızımın doğumgünü için bi kaç fikrim var ama bahar yorgunluğumudur nedir kılımı kıpırdatıp bu fikirleri uygulamaya geçiremiyorum. mesela süper bi davetiye fikrim var ama doğumgünü yapıp yapmamaya karar vermedim:) dolayısıyla onunla ilgili de bişey yapmıyorum. hediye olarak sigorta yapıtrmaya karar vermiştimki, hep daha bebeğim olur olmaz sigortasını başlatacağım derdim ama kısmet değilmiş çünkü sigorta için görüştüğüm arkadaşım eylüle sigorta yaptıramayacağımı,18 yaşından büyüklere yapıldığını söyledi:( yada ben istediğimi yanlış aktardım. anneler günü için bi kaç kendime hediye fikrimide uygulamaya geçirmeyip baba-kız organizasyonu bekliyorum(ilgililere duyrulur:)) ama o gün için brunch'a yer ayırttık eğitim grubu olarak, inşallah gidebiliriz. ve ardındanda amerikan futbolu maçı düşünüyoruz kısmetse. bu arada babamızın işi ile ilgili bir dğeişiklik söz konusu, bakan özel kaleminde çalışan babamız, kabine değişikliği nedeniyle görevi değişen ve artık bakanlık ünvanı olmayan eski bakanı ile birlikte meclise geçti. kendisinin hep çok istediği bir görevdi ve sonunda istediği bir işe kavuştu babamız, onun adına çok mutluyuz.

18 Nisan 2009 Cumartesi

yazamadım

baya bi süredir yazamadık ve sitemlerde geldi tabi bu nedenle :)
ama yeni başlayan THY eğitim grbunun eğitimlerini ben veriyorum ve gündz tüm eğitim salonlarımız dolu olduğu için akşama aldık eğitimimizi, yani akşamları işte gündüzleri eylüşle vakit kalmadı yazmaya. bunun dışında geçen cuma teyzoşum geldi oğlunun düğünü için ve onunlada alışveriş yaptık bol bol düğüne çeyize vs vs ve son olarakda bu hafta başında ve aynı zmanda benim doğum günümde başlayan Eğiticinin Eğitimi'ne katıldım üç gün boyunca, yani yine bir saniye bile oturmadığım ama çok keyifli zaman geçirdim. Teyzoşumla bir gün boyunca alışveriş yaptık ki gece saat 22:00 civarlarına dek sürdü, nevresimleriydi,mikrodalgasıydı,kına malzemesi vs vs derken kendimizi kaybetmişiz ama ben bi defa daha anladımki bu tür alışverişleri ve organizasyonları yamayı seviyorum olmassa bir firma açayım:)))

Eğiticinin Eğitimine 13 nisan pazartesi başladık ve ben 33. yaş günümü orada kutladım, arkadaşlarımın minik pasta sürprizi ile, bunun için hepsine teşekkür ederim. üç gün boyunca şirketten içeri dahi girmedik,dolayısıyla operasyon alanını özledim ve gider gitmez her bi yanını dolaştım,ben işimi ve şirketimi seviyorum bi kez daha anladım bunu.perşembe günü yapılacak işleri halletmekle geçti ve cuma ise hepberaber yemeğe çıkıp urfalı hacı mehmette keyif yaptık ve sonra topantıya katıldık ve hafta bitti. eylüşle ilgili bir yazı olmadı ama affedilsin artık:))