CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

15 Ekim 2009 Perşembe

haftasonu


Cumartesi günü sonunda söz verdiğimiz bu seneki ikinci hayvanat bahçesi gezimizi yapabildik. Kızım maymun sevdalısı çünkü ilk gittiğimizde bayılmıştı maymanun hareketlerine . Bu gittiğimizde ilk gittiğimiz yer maymunların yanı oldu haliyle. Gene eylüşü kendilerine hayran bıraktılar. Yanıma aldığım muzu attım, o kadar itinayla soydu ve yediki kızım ağzı açık izledi. Sonra yine su attım. Bi kere bişey atmak için çıkardığınızda bile elini uzatışı yakalayışı süper. Suyu yakaladı, kapağını açtı ve içti . işte eylüşün en çok sevdiği şey bu "anni mamun suyu adı, açtı, içti" diye saatlerce ve günlerce anlatıyo ve hatta bugün kayu'da hayvanat bahçesi sözü geçince " bizde gittik"" demiş kayu'suna:)) Geçen defa midllilere binmekten korkan kızım bu defa iki tur attı onlarla, yine çocuk hayvanat bahçesi kısmında tavşanlarla oynadık baya uzun süre.
Bunun dışında en ilgi çekici olan zürafa ile muhabbeti ile idi. Zürafa bi türlü bize dönmeden otladı ,eşim ilgisini çekmek için baya uğraştı ama olmadı ve o anda kızım devreye girdi " züafa gel bak baba sana su vericek:)) e tabi maymun gibi sucu sandı kızım zürafayı. Gerçi eylüş öyle dedikten sonra döndü bize oda ayrı konu ama:) Sonra hayvanat bahçesinin içindeki parkta oynadık sallandık, bişeyler atıştırdık ve turumuza devam ettik, gezimiz en son tekrar maymunlara veda ile bitti.

AOÇ' de bi sürü değerli hayvan var ama hala çok bakımsız, daha çok bakıma, temizliğe ihtiyacı var.

çok mutluyum

çok mutluyum çünkü kariyerimde çok güzel,onur verici bir teklif aldım....
kabul etmeyeceğim ama teklif edilmesi bile nefesimin kesilmesine, sokağa çıktığımda uçarcasına yürümeme hatta onca insana rağmen çoooooooooook mutluyum diye bağıracak kadar mutlu eden bir teklifti bana sunulan.... hatırlamak için yazmam gerekti..

çok yoğunum bu aralar, eğitimlerim çok yoğun sabah 9 da eğitime başlıyorum saat 17:30 da çıkmam gerekirken çıkamayıp 17:55 de çıkıp taksi ile kursuma gidiyorum. yarın ilk haftası tamamı 13 kasımda bitecek Trafik ve Çevre Eğitmenliği kursuna gidiyorum. Trafik ve çevreden bi sürü şeyi konuşuyoruz. Sohbet tadında bir eğitim, bilgi paylaşımı bizimkisi ama ... Amaları var tabiki , bedenim yoruluyor, kızımdan ayrı kalıyorum vs vs

29 Ekim için kısacık da olsa tatil planları yapıyorum imkansızı başarmak adına çünkü izin almam imkansız biliyorum:)

şarkımız

Kızım dün ananesinde şarşı söylemiş kendi söz ve müziğini yazarak:))
Anne işe gitti, baba işe gitti,
Bana anane bakıyo ...,

Annem bu kadarını hatırlıyor. Ama kızım efeye ninni söylerken o kadar yaratıcı ki kimbilir neler söylemiştir o şarkıda da. Çünkü efeyi alıp haydara indiriyoruz, zeynep ablaya götürüp dut yediriyoruz, parka götürüyoruz, sonra büyüyüp ikisi okula gidiyor, kitap okuyorlar vs vs :)

11 Ekim 2009 Pazar

son zamanlarda

eylüşün söylediklerinin her birini bir yere not edip yazmak lazım ama iş,güç, ev vs vs derken yapamıyorum bunu, aslında hep not defterim yanımdadır da ama...

**Elindeki çarşaf yada benzer şeyleri bana verip "anne anane ol" diyor. çarşafı başıma örtünce " aa ananee" diyor ve çekince de " annnee " diyor:)

** Yemek yediğimiz restoranda eşime "hesabı istesene " dediğimde " anne ben ödicemm" demesinmi. Kaldım önce biraz sonra " paran varmı neyle ödeyeceksin" dediğimde cüzdanımdaki maaş kartımı çıkarım " bunna ödicem " dedi cadı.

** Sevgi halam annemlerde yufka yaparken yardıma gelen gelinleri ve torunlarından oyuncaklarını kıskanan kızım akla gelmeyecek bişi yapmış. Ananesine evi kilitletip anahtarıda cebine koydurmuş. Ananesinin evindeki odasını o kadar sahipleniyorki biri oraya girdiğinde "anni benim odamm" diyor hemen:))

**Annem kışlık yufka yaparken ebuşla unu kafalarından aşağıya döküp hertarafları un olmuş, özellikle gözlerini açıp kaparken çok komiklermiş ama ben işte olduğum için göremedim.

bunlar şimdilik hatırladıklarım sonra ekleyceğim hatırladıkça, en azından bunlarıda unutmamış olurum...

2 Ekim 2009 Cuma

teşekkürler

iki gündür umutluydum ve biliyordum. Mehmet Abi yoğun bakımdan öğlen çıktı odasına, Tülayla konuştum az önce gördüm dedi gülüyordu hemde kahkaha atar gibiydi ... Mutluyum...

Ve sıra teşekkürde. Ameliyat sırasında kan gerektiğinde dışarda idim ve hemen işyerimi arayıp bütün assisttanlarımıza mesaj geçilmesini istedim .Çağrı merkezinde çalışmanın avantajlı yanı 24 saat çalışan ve Ankara operasyonumuzda 1500 kişinin çalıştığı bir işyerine sahibim. Çok kalabalık ve vardiyalı diye insanların birbirini tanımadığı, önem vermediği bir yer değil burası. Aktif gruplarımızın olduğu, devamlı sosyal faailiyetlerin yapıldığı, şirket tarafından desteklendiği, gezilere gidilen, iftarlar yapılan bir işyerimiz var ve ben çook seviyorum işimi ve işyerimdekileri. Mesaj geçildikten kısa bir süre sonra telefon geldi ardı ardına vardiyada olan uzman asistan yada takım liderlerinden. Akşam olmasına, ay sonu olmasına ve çağrıların yoğun olmasına rağmen hemen kan vermek için hemen organizasyonu yaptılar çünkü acil bir durum bir insanın hayatı idi sözkonusu. Kan vermek için hastaneye giden iki arkadaşıma da binlerce teşekkür ediyorum ki kan verdikten sonra gelip gece vardiyasında saat 2 ye kadar da çalıştılar. Ertesi gün ve bugün yanıma gelip hastamın durumunu sordular. Teşekkür ederim , kelimelerin yetersiz kaldığı kadar bi sürü bi sürü bi sürüüüüüüü teşekkür ederim Nurşen ve Kübra ve arayan, organizasyonu yapan herkese...

1 Ekim 2009 Perşembe

Kalp krizi geçiren çocukluk arkadaşımın babası,babamın en yakın arkadaşı Mehmet Abi dün ameliyat oldu. 8.5 saat süren kalp ameliyat sonrası birde iç kanama geçirdiği için acil kana ihtiyaç olmuş. Bütün bu süreçte arkadaşımın yanında olamadığım için yazdım dünkü yazımı. Gidemedim çünkü, çünkülerim vardı ve çünkülerim çoktu. . .
Sabah minibüste gelirken Merhmet Abi iyi diye bi his doğdu içime, evet yoğun bakımda ama iyi bişey oldu diye düşündüm, Tülay' ı aradım hemen evet gerçekten göslerini açmıştı kısa sürelide olsa. Uzun süren bir kalp ameliyatı sonrası bu çok sevindirici bir gelişme idi. Şimdi ziyaretine gidiyorum...

Bir gün Tülay'la bizde otururken telefon geldi Mehmet abi hepberaber eve gelmemizi istedi. Tülay'lara gittiğimizde çok güzel hazırlanmış bir masa ile bizi bekliyordu, size hazırladım kızım dedi ve gitti:) hayatımda yediğim en güzel salata ve tavuk kanat idi o gün yediğim.Çocukluğumuzda bütün aileler akşamları haftada bi kaç kez sırasıyla toplanır çiğköfte vs yapardık, çocukluğumuz hepberaber yapılan pikniklerle, akşam toplanmalarıyla, köye gitmelerle geçti. Paylaşmayı çok seven mutlaka okumamız gereken kitapları bizimle paylaşan, hayatla ilgili küçük öğütler veren çok tatlı biridir Mehmet Amca ve yüce rabbimin onu bize bağışlamasını diliyorum . . .

bi çok şey yazmak istiyorum ama tıkanıyorum , yazacak çok şey var ama ... canım arkadaşım seni çok seviyorum, hep yanında olmaya çalışıyorum ve olacağım inşallah. bugün yanında olamadığım için üzgünüm ve özür dilerim. yatmadan önce dua edeceğim ve biliyorumki iyi olacak...

29 Eylül 2009 Salı

bikaç günümüz

haftasonu kızımla beraberdik mutlu mesut. Cumartesi günü onu hayvanat bahçesine götürme niyetim vardı fakat uykusundan uyanması gecikince hazırlanıp evden çıkmamız vs derken Atatürk Orman Çiftliği kapanış saati geldi çattı. Bizde önce kızılayda alışveriş ve yemek sonra ise Ankamall gezmesine gittik. Ankamall'de kızımı Mehtabın yanına bıraktım. Kozmetik delisi kızım kocaman mağazada kendisiyle ilgilenen bi sürü güzellik uzmanları arasında bizi hiç aramadı ve bizde teyzesi ve babasıyla bi kaç mağaza dolaşıp teyzemize bişeyler aldık,babamıza beğendiremedik. Pazar günü ise ev alma niyeti ile ev baktık,uzun zamandır istediğimiz bir ev idi baktığımız. Maddi planlamalar sonrası karar verilecek...

Pazartesi ise burada olan Selma ablanın bugün gitmesinden dolayı çiğköfte partisi verdik. Annemin ve eylüşün elinden çıkan nefis köfteden o kadar yediki kızım bi ara gece işimiz var desek de engel olamadık. Minik elleriyle o kadar güzel yediki allahım allahım. Yeyip yeyip anni acıı deyip su içti ve sonra hemen yemeye koştu gene:)

doktor!!!

Dün kızımı doktora götürdüm genel kontrol için. Sami beye değil başka bir özel hastanenin çok tanınmış prof doktoruna gittik.kızım sevmedi bu doktoru hemde hiçmi hiç, kıyameti kopardı resmen . Efe'de bu hastaneye gelmişti iyiki ve onu yanına getirince biraz sakinleşti ama doktorun kendisini muayene etmesine o kadar ayak dirediki anlatamam. Sami Beye asla böyle yapmıyor ve kesinlikle Sami Bey vazgeçilmezimiz. Odadan çıktığında "Efe Abbam ben kogtum" diyerek sarıldı defalarca Efe'ye, bana, ananesine, Dileğe .... kızımı hiç bu kadar sinirli,hırçın, inatçı görmemiştim.Kontrol sonrası kızıma grip aşısı ve su çiçeği aşılarımızı yaptırdık ve aşı yapılırken ağlamamış bile. Ben yoktum yanında çünkü o sırada bende doktorda idim genel kontrol için. gelecek ay hepatit a yaptıracağız.

23 Eylül 2009 Çarşamba

bayram ve amasya


arife günü kızım, halasının oğulları buğra ve arda ile vakit geçirdi bol bol ve hamam keyfi yaptık beraber. Bayramda amasya'da olmak çok keyifli idi, geleneksel alışkanlıklar, yiyecekler vs çok çok güzeldi. Ama hala şunu ısrarla belirtiyorum ki oruçlu olarak hamama gitmeyin.Kızım arife suyuyla yıkandıktan sonra güzel bir uyku çekti, anne de biraz dinlendi.




Biz gitmeden önce kayınvalidem her mahallede bi kaç evde bulunan taş ev fırınında haşhaşlı ekmekleri hazırlamıştı,arife günü öğleden sonra ise o fırına beraber gidip keşkeğimizi yerleştirdik. Mahalledeki bi çok ev sırasyla bu fırında bi önceki gün geceyarılarına kadar dahil olmak üzere ekmeklerni yapmışve sıra keşkeğe gelmişti. Sıcak olan taş fırına tam 22 adet keşkek çölmeği konuldu ertesi sabah alınmak üzere. Mahalleliler ekmek yaptıkları ve keşkeklerini pişirdikleri fırını kullandıkları için ev sahibesine ya pişirdikleri ekmeklerden bıraktılar ya yumurta getirdiler yada yarma vs. Hamamdan geldikten sonra her Hacıköy'e gittiğimizde yaptığımız gibi meşhur pidelerinden yemek istediğimizden yemek hazırlığı yapmadık iftar için. Akşama doğru ali pide fırını olan arkadaşını aradığında fırının tadilatta olduğunu öğrendi ve hemen başka fırını aradık ama onlarda arife diye erken kapatmışlar. Dolayısıyla biz son bir saate iftara yemek telaşına düştük ve elbirliği ile yemekleri hazırlayıp iftarımızı yaptık. Ben bütün bayram boyunca olduğu gibi en çok haşhaşlı ekmek yedim bi sürü hemde bi sürü. Aile arasında sohbetten sonra dinlenip bayrama hazır olmak istedik.



Bayramın birinci günü kahvaltı keşkekle yapılır Amasya'da ve bu endenle 15 saat kadar taş fırında kalan çölek alındı ve özemek için serilen sofraya getirildi ve hemen çocuklar etrafına toplandı kayınvalidemin, eylüş sıcak olmasına aldırmadan kemiklerden birini alıp biraz kemirdi ve sonra keşkekten parmaklayarak yedi:) Sofrada ise 2 tabak keşkek yedi bi güzel. Bayramlaşma için gelen gidenden sonra öğlen MErzifona gittik bizde orada bulunan akrabalarla bayramlaşmak için Rabia halalarla. Dönüşte eski eve yani eşiminde büyüdüğü mahalle ve eve uğradık ve resim çektik bol bol, artık kullanılmayacak durumda olan evde şu an kimse yaşamıyor ve kendi çökmeden yıkılmaya karar verildi aile arasında.... Akşama gene pide keyfi yapmak için hayaller kursakta bayramda açmadılar pide fırınlarını :(( bizde bir önceki gün adak kurbanı kesen edanın kurbanından bize düşen parçayı fırınladık :) Akşama yine bol muhabbetle gece 3 yapmışız, bu arada ben bayramdönüşü vereceğim eğitim için eğitim sunumu hazırladım kızım uyurken :)


Bayramın ikinci günü kahvaltı sonrası yola koyulduk Merzifon aktarmalı Amasya'ya gitmek için. Amasya'ya ilk gittiğimde eşime tayinini buraya aldır burada yaşayalım diyecek kadar sevmiştim bu kenti ve bu nedenle bu güzelliği görmek için heyecanlı ve mutlu idim. Eda'yı da mutlaka görmelisin diyerek getirdim Amasya'ya. Önce eşimin okuldan ve yurttan hocası Yılmaz Beylere uğrayıp ellerini öptük ve sonra yağmura inat saatlerce dolaşıp keyfini çıkardık kentin, o kadar güzel bir kent ki Amasya, görmediyseniz mutlaka görün. Akşama doğru yağmur durup güneş açmaya başladığı vakitlerde biz yemek için Çakallarda bulunan Ali Kayanın yerine yola koyulduk ve orada meşhur Sebzeli Tokat Kebabı, Tavuk Germeç ve kızımın isteğiyle köfte yedik nefes alamayana kadar:) Enerjimizi toplayıp gene gezdik kenti, Eylüş uyuyunca ise bir yere oturduk ve çayımızı içtik. Yeşilırmağın kenarında çok güzel bir yazı ile "Hayatımın Baharı Eylül" yazdırdık kızımın odasına.Akşama eşimin arkadaşı FAtih ile buluşup HAcıköye geri döndük ve evdekilerle muhabbet ettik çünkü ertesi sabah geri dönüş başlayacaktı...






Amasya'da Eylüş neler yaptı,
*Bol bol elma,haşhaşlı ekmek, keşkek yedi
*Halasının oğulları ile oynadı
*Misafirlere şeker tuttu ve el öptü
*Hamama gitti
*Bol bol yürüdü ve temiz hava aldı

19 Eylül 2009 Cumartesi

amasyadayız


cuma günü amasyaya yola çıktık ve bugün kızım bol bol zaman geçirdi babannesi, halası,eniştesi ve halasının iki oğlu arda ve buğra ile,parka gittiler bol bol yemek yediler, amasya elması yediler ki kızım bi sürü yemiş bi sürü. öğleden sonra ise eşimin istanbuldaki halası rabia halamız ve onun kuçük kızı eda geldi ve hepberaber hamama gittik. hayatımda ilk defa hamama gittim ve detaylara başka zaman inerim ama eksinlikle gidilesi,görülesi bi yer:) süper süper... kızım hamamda tam hamam adetlerine uygun olarak(nerden öğrendi onuda bilmiyorum çünkü onunda ilk hamam keyfi idi) yıkandı. önce kurnadan hamam tası ile su dökündü güzelce sonra kendini lifledi ve havuza girdi:) sonra ise çıktı ve tekrardan su dökünüp,liflendi ve tekrar su ve duş jeli:)) allahım inanılmaz bişeydi. eda kızımı keseledi bende hamam keyfi yaptım. ama şunu öğrendim oruçlu hamama gidince insan çok zorlanıyo haberiniz ola. hamamdaki resimlerimiz sonra :PPP dermişim. tabiki hamamda resim çektirmedik. ama akustiği gerçekten çok güzel.havuza kol ve bacaklarımı açıp açıp yattığımda filmlerdeki gibiydi tavan ve kurnalar, etrafındaki kadınlar vs vs .

hediye ve mutluluk günü



perşembe günü kızıma bi sürü hediye geldi ve daha başka beni mutlu eden başka şeyler de oldu. benim en çok kullandığım eğitim odamızın sandalyeleri beni çok mutlu etti, yada tüm eğitim ıdalarımızın girişine yapılan meşgul- müsait tabelaları beni mutlu etti. Kızıma burcu bayram için çok güzel bir yattlı elbise takımı aldı ve İstanbuldan gelen THY Eğitmeni Emel Hanımda kızıma kapşonlu bir sweet almış, tabiki düşünmeleri önemli ama o kadar güzellerki, ya çok sevindim çoook. akşama doğru ise iskenderundan kargo geldi. Aynur ve Mustafa'dan İskenderuna ait peynirler,zahter, bayram tatlıları, ceviz reçeli, cezerye ve içinde çikolata olan çok tatlı bebekler ve unuttuğum bi sürü şey geldi. Kendilerine kışlık erzaklarımız için çok teşekkür ederiz:))
Akşam çok sık kullanmadığım otobüse bindim işyerime daha yakın ve elimdekilerle çok yürümeyeyim diye. otobüste yanına oturduğum küçük kız, annesi ve ananesi çok şekerlerdi ama en tatlısı karşı koltukta oturan yaşlı teyze idi. Yanımdaki kıza bakıp bakıp gülümsedi sonra ise elindeki tesbihi ona verdi "sarı kızıma nasip getirsin " diyerek. Çok hoşuma giden bu davranış nedeniyle gülümsedim teyzeye ve biraz sonrada bi tesbih daha çıkarıp bana verdi:) "nasiplidir bunlar al kızım" diyerek. çok teşekkürler derek aldım. yanımdaki küçük kız oynarken kopardı tesbihi ve teyze bi tane daha verdi kıza ve birde ananesine "hacı tesbihi olsun "diyerek. teyzenin çantasında bi sürü tesbih vardı ve içinden geldiği gibi dağıtıyordı sanırım.
kızım hediye almaya ve açmaya bayılıyor "anni hediyem anni hediyem" diyerek açıp üzerine tutuyor kıyafetse :)

17 Eylül 2009 Perşembe

bi süredir neler yaptık



geçen haftadan başlayarak neler yaptık anlatalım istedim. pazar akşamı iftar sonrası Hamamönü'ne gittik. Oradan canlı yapan Erkan Tan ve belediye başkanının düzenlediği aktiviteler sayesinde canlanmış, güzelleşmiş. Hamamönünde dolaştık, standları gezdik, kızıma balonlar verildi ve Liva'da oturup bişeyler yedik, babamız bakanlık personeline bayram çikolatası anlaşmasını yaptı ve evimize geldik. kızım gayet keyifliydi bu geziden.


pazartesi işyerimin ahlatlıbeldeki iftarına, salı günü ise Sevda Günerin Çukurambar KAburgacı Selim Amcada verdiği iftara katıldık ve iftar sonrası ise Livada sodalar eşliğinde keyifli bir muhabbet ettik.Kadir gecesi olduğu için kızımla dua etmek istedim ama eve geldiğimde kızım uyuyordu.

Çarşamba günü ise kırmızı biber turşusu ve selçasını yapıp Deramızın doğumgünü olması sebebiyle haydarn dükkanda buluşup bizim eve geldikki hepberaber msnde doğumgününğ kutlayalım, ama teknik sebeplerden bunu yapamadık malesef Deramız seni çok seviyoruz nice mutlu yaşlara. Kızım teyzem ve dera ile msn de konuşurken devamlı onları eliyle seviyor, öpüyor yada bilgisayarın ekranına onlara yanağını dokunduruyor. onlar kızımı kızımda onları çok seviyor aralarda binlerce kilometre olsada. işte ogün kızım dilekle yanak yanağa meyva yerken yada efoşu severken.

kızım geçen hafta içinde bazı zamanlar babayla kaldı ve işte babasının kızım uyurken çektiği fotolardan...

15 Eylül 2009 Salı

kadir geceniz mübarek olsun


Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa;
Rabbine dönüp: 'Benim çok büyük bir derdim var' deme!
Derdine dönüp: 'Benim çok büyük bir Rabbim var' de!


Bugün kızımla beraber dua edecektim ama katılmam gereken bir iftar yemeği nedeniyle eve geç geldim ve kızım uyuyordu. ikimizin yerine ilerleyen saatlere kadar dua edeceğim. Dua edecek herkesten bizim için, sağlıklı,huzurlu, hayırlı bir ömür dilekleri içeren dualar etmelerini rica ediyorum. Kadir geceniz hayırlara vesile olsun...

anni ben evde kalıcam

bugün sabah işe gelmek için hazırlanırken kızım uyanıp seslendi bana "annii" diye, yanına gidip günaydın öpücüğümü verdim. yataktan kalkmak için hamle yapan kızıma "annecim üzerimi giyineyim, seni alıp ananeye bırakayım bende işe gideyim tamam mı?" dediğimde kocaman olmuş kızımdan şu yanıt geldi. "anni ben evde kalıcam" evet bende evde kalmak, seninle yatmak, oynamak, kahvaltını hazırlamak, yemeni izlemek ve daha bi sürü şey yapmak isterdim. . .

cumartesi günü kahvaltı hazırlarken ise "biliyomusun eylüşüm ben bugün işe gitmeyeceğim" dedim "ebet biiyorum " dedi bana. "ne yapalım söyle o zaman" dediğimde ise, " oyun oynayalım, sarılalım, canımmm, bebeimmm yapalım" dedi:)) ve hemen arkasından da ekledi, " pakaa gidelim":))) park sevdalısı kızım. seni çok seviyorum tatlışkom hemde çokkk, sen benim hayatımın baharı eylül'sün....

14 Eylül 2009 Pazartesi

çarşambamız



çarşamba günü annenin işyerinden sonra kızıma Atatürk Heykeli gösterdim Ulus meydanında, heykeli etrafını dolaşarak ilgiyle turladı kızım. sonrada babamıza alışveriş yapmak için kızılaya gittik dileklere gitmeden. babamızın ihtiyacı olanları iftar öncesi hemen almaya çalışsakta iftarımızı baya bi geç yaptık. iftarımızı kızılay sümer sokaktaki aşiyan da yaptık. Çok güzel karadeniz yemekleri yapan sıcacık bir yer ve canlı müzik de çok güzeldi hemde çoook. ama vaktimizin kısa olması nedeniyle daha uzun bir zamanda bu mekanı değerlendirme kararı verdik ve dikellere gittik. işte babakız alışveriş pozları...

10 Eylül 2009 Perşembe

hediye

geçen haftadan çok sevindiğim bi hediye almıştım ama bir türlü resimleyemediğim için yazısını yazmamıştım. eğitimini verdiğim arkadaşlardan biri maaşını aldığında bizi düşünüp çok güzel bir hediye almış asuman ve bana. çok güzel,şık bir salata yada çerezlik tabak seti ve gerçekten o kadar mutlu ettiki ayşe beni, düşünmen yeter deriz ya hep işte aynen öyle çok mutlu oldum çokk.

dün ise liseden arkadaşlarımla dileğin evinde buluşmak için sözleşmiş ve onlara hediye almak için dışarı çıktığımda asuman da benimle geldi ve eylüşe hediye aldı , bende mağazada çok hoşuma giden atlı karınca şeklindeki müzik kutusunu hediye aldım kızıma. annem eylülü işyerime getirince asumanla eylül kısa sürede olsa güzelce hediyelerini açıp vakit geçirdiler. eylül bayıldı inek şeklindeki kumbarasına. tüm akşam boyunca "anne hediye, aç" deyip altını açtırıp paraları attı defalarca içine.

gece geç saatte eve geldiğimizde ise kızıma kendi hediyemi verdim, açarken bile o kadar mutlu idi. atlı karınca şeklindeki müzik kutumuzu kurup kurup çalıştırdık defalarca....

8 Eylül 2009 Salı

piiz teyze


bizimle yaşayan filiz teyzemiz eylüşün herşeyiyle ilgileniyor saolsun. kızım gelgitler yaşayarak bi seviyor bi pas vermiyor teyzesine. bazan uyumak için bile "anni bu gesin bu gesin teze gesin "diye ısrar ederken , bazan yemek yerken bile onun yemek yemesini istemiyor garip bi şekilde.bu bikaç gün çok iyilerdi ama bu sabah saay 6 da uyanan kızım ona kahvaltı hazırlayan teyzesine pas vermedi gene :( işte mutlu mesut zmanlarında ondan bana gelemzken.

7 Eylül 2009 Pazartesi

neler yapıyoruz


bol bol meyva yiyoruz ama bu yeni bir alışkanlık değil eylüş için, zaten meyvayı çok seven kızım mevsim meyvalarının tadını çıkarıyor. favorisi ne derseniz dedesinin aldığı mürdüm ve adını bilediğim şeftali kadar kocaman yeşil erik:) karpuz mevsimi geçmeye başladığı için daha çok kavun yiyor kızım. ama hala karpuz çok sevdiğimiz bir yiyecek. e annesinin kızı, bir kaşıkla kocaman karpuzu yiyen annesinin kızı:)
peynir daha doğrusu labne ise hala bayılarak yediğimiz bir yiyecek. kahvaltıda elimizde kaşık labneyle başlıyoruz, ama diğer yiyeceklerden de yiyoruz şükür yani tek yönlü bir beslenme değil bizimkisi. zaten buna annanemizde izin vermez. hala köyden gelen domates, biber,patlıcan,fasulyelerle kışlık kurutmalık ve buzluğa ürün yerleştirme telaşındayız. bir kısım salçamızı yaptıktan sonra biraz erişte ve mantı kestik, sırada közlenmiş kırmızı biber ve turşu kurulması ve pekmez kaynatılması yada kaynatacak vakit bulunamazsa halamdan alınması var. reçel stoğumuz tam olmasada yeteri kadar var ve buna Amasya'dan babannemizden gelecek kiren(kızılcık) marmelatı ve ekşisi, kuşburnu ezmesi ve ceviz eklenince kışlık hazırlıklarımız hatırladığım kadarıyla tamamlanmış olacak.
bu arada kızım devamlı dut yemek istiyor ama mevsimi olmadığı için bulamıyorum :( zaten kızım hep dutu dalından yediği için aynı zevkle yermi aldığımı onu da bilmiyorum. aslında kurutup buzluğa da atmıştık annemle lelüşe bişiler yaparız diye ama ....annemle benim buzluk zaten ne ararsan var durumunda:)

anni be yapabiirim

uzunca bi süredir bu durumlardayız, herşeye "anni be yapabiirim"....
emel:eylül çantan ağır taşıyayımmı?
eylül: ben tasıyabiirim
emel:kızım saçını toplayayımmı?
eylül:ben yapabiirim.
masada yemek yerken saçlarımdan bunalmış eşime tokamı getirirmisin dediğimde bile
" anni ben getiebiirim" :))) güzel bişey aslında ama alışkın olmadığım bişey . hala onu küçücük bişey görüyorum ve bu hiç bitmeyecek sanırım ama kızım büyüyo.

iki yaşına girmeden bi kaç ay önce çişini söylemeya başlayan kızım, bundan kısa bir süre sonra ise uyurken uyanıp çişini söylemeye başladı. bunları yapan birinin " anni ben yapabiirim" demesi ve tek başına bişeyler yapması gayet normal aslında ama annelik içgüdüsü bu sanırım.

30 Ağustos 2009 Pazar

eylüş annenin işyerinde



cuma günü iftar yemeğine eylüşü de götürmek istediğimden annem yine beni kırmadı ve mesai bitimine yakın eylüşü işyerime getirdi. kızım operasyon alanına giremese de, eğitimcilerin odasında asumanla resim çizip, bisküvi yedi ve sandalyede döndürüldü:) çok eğlendi gene asumanla çünkü asuman onu çoook seviyo ve oynuyo...



ve sonra yemek öncesi kzıımı parka götürdüm kısacıkda olsa. sallandık ve birazda kaydık ve hemen yemeğin olduğu yere geri döndük, kısada olsa eylüş parkı çok sevdiğinden çok mutlu oldu.

28 ocak eğitim grubu 2. geleneksel iftar yemeği


cuma akşamı eğitim işyerine ilk başladığımız ve 3 hafta eğitim aldığımız grubumuzla iftara gittik, geçen sene de bu organizasyonu yaptığımız için geleneksel oldu:) 12 kişinin katılımı ile Ciğerci Aydın'a gittik.Pazartesi Eylemin doğumgünü olduğu için bir pasta ile onuda kutladık ve yakın zamanda doğumgünü olup hediye alamadığımız arkadaşlarımıza toplu hediyelerimiz verdik. güzel bir akşamdı ve annem sayesinde eylüş de aramızda idi. annem eylüşüişyerime getirdi mesai bitimine yakın ve eve geri döndü ve şimdi kırşahirde yarın gelecek.
pastaya mum almayı unuttuğumuzdan üzerine kürdan koyduk:)))

kızım benle oynarken


ve herkes hediyesi ile

eylüş sokakta

ve ilk defa eylüşü tek başına ama yanında abbaları olarak sokağa bıraktım. bizim apartmanın önü geniş ve şu an abbalarıyla bisiklet sürüyor kızım. rahatım ama değilim de, camdan seslenip görüyorum arada kızımı:) müsait olduğumda ben yanında duruyordum abbalarıyla oynarken ama bugün teyzesi ile dılardan gelirken teyzesi bırakmış sonra acıkıp eve geldiler , yemek,oyun ve meyva keyfi yaptırdım onlara ve sonra tekrar inmek istediler, hayır diyemedim, dememeliyim de çünkü ben sokakta büyüdüm ve kızımın da eve kapanmasını istemiyorum. etraf hep tanıdık, eş, dost akraba ve abbaları ona bakıyor biliyorum.. işte rabişle evde yemek ve meyva yerken...



anni be açabiirim, abba odum

evet sabah sabah kahvaltıda aynen bu sözle başladı günümüz:) kızım ayran delisi ve mutlaka her markete girdiğimzide aldığımız şey ayran. sabah baba kız market alışverişinden gene elde ayranla geldiler ve kahvaltıya oturttum eylüşü, bişeyler yedirmeye çalışırken açayımmı dedim(ki zaten kendi açar aslında ayranını ama bendeki de laf ) "anni be acabiirim, abba odum" demezmi! allahım ali ile birbirimize bakakaldık. evet efe oldu olalı büyüdüğünün ve özellikle abba olduğunun çok farkındasın, efeyi "efe ben gedim abab gedi bapoosun" diye sevmeye gidiyosun evlerine girer girmez ama , ama işte..... ah ya ne çabuk büyüdün de ben abba odum acabilirim dedin. ben neleri kaçırıyorum işteyken. . . diye uzar gider bu yazı.
kahvaltı yaparken mutfağa ekmek kırıntıları döktün ve çıkarken ayağına geldi bi tanesi ve sen sonra mutfaktan bişey almaya gittiğinde parmaklarının ucunda yürüdün. çok titizsin çok, gelecek sene bana pasaklı der evden kovarsın kesin:)

30 Ağustos Zafer Bayramı

Aslında bugün planımız Atatürk Kültür Merkezine gidip törenleri yerinde izlemekti ama annenin migren krizi yüzünden bunu yapamadık. Kızımı kırmızı beyaz giydirip bi sonraki seneye inşallah...

28 Ağustos 2009 Cuma

AssisTT İftar yemeğinde


Şirketimizin Salı günü Hacıbaba'da verdiği iftar yemeğine katıldık eğitim birimi olarak. Ulaştırma Bakanı, Telekom Genel Müdürümüz, THY Genel Müdürü, TTNet Genel Müdürü gibi çağrı merkezi işini yaptığımız ana firmaların genel müdürlerinin çoğuna ev sahipliğini bizim genel müdürümüz Adil Bey yaptı, her ev sahibi gibi heyecanlı ve koşturmaca içinde idi. Çok güzel bir yemek oldu, çok güzel müjdeler aldık, Erzincan'dan sonra Erzurum'da da yer açıyoruz Sağlık Bakanlığı projesini de aldığımız için.Giittikçe büyüyoruz ve Eğitim Birimi olarak işimiz de artıyor ama mutluyum yine de, çünkü işimi seviyorum...

belik:)

saç örgüsüne belik derler bizim köyde, gene köy özlemim depreşti...
geçen gün eylüşle gezmeye giderken kızımın saçlarını ördüm ilk defa. ilk defa çünkü annesi gibi saçlarıyla oynanmasından hoşlanmıyor:) ben bayılırım ,saçlarımı yapsınlar, çeksinler , tarasınlar. hatta rahatlar uyurum :)



ve sonra eylüşle babası dışarı çıktı bende evi temizledim:)

24 Ağustos 2009 Pazartesi

unutmadan

ben çok gülüyorum ve ileride hatırlayıp gülmek için yazmak istedim. ve unutuyorum aslında iki haftadır yazmayı...

kızım filiz teyzesinin sahibi olduğu kursa onunla beraber gittiğinde, kurs girişinde ayakkabısını çıkarıp girmiş içeriye:) e haklı garibim ilk defa bir apartmanda ama ev olmayan bir yere giriyor ve ev diye ayakkabısını çıkarmış kuzucum...

20 Ağustos 2009 Perşembe

abant



pazar günü uzun zmandır planladığımız ama işlerimizin yoğunluğundan ayarlayamadığımız abant gezimizi yaptık eğitim grubu olarak. Ankara ve istanbul eğitimcileri olarak ortada Abantta buluştuk sabah 10:00 civarı, e saat onda Abantta olmak için saat 06:00 da alındık evden Murat tarafından :)) bir önceki gün tğm piknik alışverişini biz yaptık ve sonrada kahvaltı için börek yaptık, malzemeleri hazırladım vs derken saat ikide yattım ve 5 de kalktım. güzel bir yolculuktan sonra İstanbuldaki eğitimci arkadaşlarımızla buluşup, yerimizi seçip oturduk ve kahvaltımızı hazırladık. Hemen semavere çay koyup, çayı beklemden meyva suyu ve böreklerle kahvaltımızı yaptık ve arkasına semaverde çay keyfi ve abant gölünün etrafı dolaşıldı.. mangal için hazırlık yapıldı hatta abzı arkadaşlar gölde yüzüp ayaklarını kesti dikiş atılmaya gidildi :(( fetih hocama tekrar geçmiş olsun diyorum. sonra nefis mangal keyfi yaşadık. elif hocam patlıcan salatamızı, asuman hoca köftelerimizi yoğurma işini halletti, bende tavukları sosladım. ali ve kerem hoca mangal başında kusursuz pişirdi herşeyi sıcacık ve tam kıvamında yedik. semaverde çayımızıda kerem hoca halletti. asumanın elinden brownie keyfi yaptık çayla. sonra meyva faslımız derken kendimizi kaybettik resmen. sonra ise eve dönüş başladı. turnikelere kadar herşey güzeldi ama turnikelerde nasıl sıra huff:((


19 Ağustos 2009 Çarşamba

ebruli günler



ebuş sultan anne ve babasıyla tatile gidince kızım onu çok özledi haliyle ve geldiklerinde hasret giderdiler bol bol. ikiside çok özlemişelr birbirlerini...

ve geleneksel salça yapımı:)

hersene yaptığımız gibi bu senede kendi salçamızı kendimiz yaptık, daha doğrusu bir kısmını yaptık vaktimiz olduğunca devam edeceğiz. pazartesi günü annem öğleüzeri arayıp domates aldığını söyledi ve akşam iş çıkışı gittiğim dişçiden hemen eve gittim ve başladık iş yapmaya. domatesleri doğradık ve kaynattık ve sonra biraz soğutup sıktık yada çıkardık, kızımda bize yardım etti illaki. ve gece 23:30 civarı işimiz bitti ve eve gidip duş vs den sonra yattık. ertesi gün kızıma bahar teyzesi baktı çünkü hala salçanın iişi bitmedi. sabah erkenden tekrar kaynamaya kondu ve saat 15:00 civarı indirildi nefis salçamız. 80 kilo domates alıp ondan 20 kiloya yakın salça elde ettik.biz alışkın olduğumuz için ev salçasının tadına hazır salçaları yiyemiyoruz, özellikle mantı ve makarnada çok daha belli oluyor bizim için. yani amaç para değil tat ...
işte kızımın salça çıkarırken resimleri...


kızımın bu eteğini çok severim ama normal günlerde giydirmem ama o gün filiz teyzesiyle çıktılar evden ve dolabı açıp illa bunu giyicem diye tutturmuş ve teyzeside kıyamamış giydirmiş, akşama kadar teyzesinin sürücü kursunda vakit geçirmişler bu kıyafetle:) kokoş eylüş olmuş yani...
kursdaki ablalar kızımla ilgilenmiş,yemek yedirmiş, oyun oynatmışlar saolsunlar ve akşamda devamlı ablaları anlatı kızım salça çıkarırken.

canımm


dileğin çektiği ve uzun zamandır beklediğim fotoğraflarımız :))
kızımın favori oyuncağı iskenderundan mustafanın aldığı bi dünya oyuncaktan biri "arı bız bız bız" arı şeklinde müzikli ve danseden bi oyuncak. kızım karşısına geçir şarkısını söyleyerek onun gibi dansediyor, bi ara videosunuda yükleyeceğim inşallah.



ve en tatlımız efemiz:))

eylüşşş

aşağıdaki yazı aslında planlanmadan öylece akıverdi ve şimdi asıl yazacaklarıma geldi sıra. eylüş dilekle çok iyi anlaşıyor ve daha önce söylediğim gibi dilek ona az az ingilizce öğretiyor. kızım iki yada üç kelimelik cümleler konuşabiliyor ingilizce ve türkçe olara ona kadar sayabiliyor ama geçen gün arabada beni şaşırtarak onbes ,onatıı diyede sayabildiğini gösterdi. en çok sevdiğim sorusu "anne babıyosun" " saçımı topluyorum annem , sen napıyosun" " ii anne , babıyosun" diye başa sarıyoruz:)) ama o kadar tatlı bir "babıyosun" ki bu anlatamam, o dudakların kıvrımı, o ses tonu ,o şirinlik,tam bir cimcime. akşamları eve gelince oynaşıp, cemile okuyup çizgifilm izliyoruz. kızım sayesinde bi kaç çizgifilmin müptelası olduk ailece:) favorimiz kesinlikle kayu:)) o kel bıdığa aşık benim kızım, "anne kayu,kayu" diye dolanıyo evde canı sıkılınca ve tvyi açınca kayu çıkmazsa işimiz var .internetten cdye çekeyim diyorum ama bi türlü fırsat bulamadım:( bunun dışında bende kayudan sonra jangum hastasıyım:)) kızım kucağıma yatmış tam uyku saatlerinde oluyor ve biz beraber yanak yanağa jangum izliyoruz... sabah işe gitmek için kızımı anneme bırakmalarımız bazan biraz olaylı bazan kolay, teyzemiz evde olduğunda sorunsuz çünkü uykuda:)) işten geldiğimde karşılanmam hep sevgi dolu, kocaman gülücükler ve sarılmalarla "annimm, canımm, bebeiimm, askıım" demelerle,yani çok mutluluk verici, anlatılmaz.uyurken bana sarılması, elimi tutması, popişkosunu yana döndürmesi halatarifsiz güzellikte.

önce ben...

eylül bol bol anane , dilek,bahar teyze ve efe ile vakit geçiriyor zevkle. anne istanbula gidip geldikten sonra kızımla bi sürü şey yaptık ama bunları yazacak vaktim yok. kızıma, evime, annemlere yani aileme vakit ayırabiliyorum mümkün olduğunca. arkadaşlarımla bile görüşemiyorum uzunca bi zamandır. ama işimide çok seviyorum, eğitim uzmanı olduktan sonra birde hiç bilmediğim bir alana geçmekle yüküm çok artsada, zor bir sektör olsada, koşturmaca, promosyonu, detayları hiç bitmesede ve bunun üzerine birde bu işi çağrı merkezinde yapmak eklensede... çağrı merkezi streslidir,yoğundur, vardiyalıdır, arayan hiç bitmez, adsl de iken sadece türkiye idi şimdi dünyanın heryerinden insana yardımcı olmak için burada destek veren insanları eğitmek ve onlara destek olmak yeri geldiğinde daha iyi işin içinde olmak için çağrı almak. mesela ramazanda iftar açacakken bile çağrılara yakalanırsınız, hiç bitmez çünkü siz ankaradasınız ama onlar her şehirde ya daha itar açacaklar yada açmışlar sizi ararlar... zordur ama çokda şey öğrenirsiniz çağrı merkezinde, mesela daha zor sinirlenirsiniz, daha çok insan tanırsınız, az çok konuşmasından nasıl biri oldyğunu çıkarırsınız insanların bi süre sonra,kısıtlı zamanlarda ne çok şey yapılabileceğini öğrenirsiniz çünkü çağrılar kaçmasın diye öyle sistemler vardırki... herşeyinizi o sistemler ayarlar, saniyesi saniyesine molanızı kullanmak durumundasınızdır yoksa sonraki molanızı o kadar eksik kullanarak o günkü molanızı geçmemelisiniz. vardiyalı olduğundan zordur, bi hafta gündüz çalışırsınız bir hafta gece düzeniniz planınız yoktur, haftasonu sabit off yapamazsınız bu nedenle planlara katılamazsınız.

birden döküldü bütün bunlar ama kesinlikle işimi sevdiğimi tekrar söylemeliyim . . .